Son Eklenen Resim

Bu köpek Kimin ? avulyada

Son Eklenen Yorumlar

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrimiçi.

Canlı Sohbet

Fıkra Gibi olaylar














FIKRA GİBİ OLAYLAR





Yaşam
dümdüz bir çizgi üzerinde koşuşturmak değildir.
Binbir çeşit zorluk veya güzelliklerle dolu bir bütündür.
Her insanın kendi yaşantısında iyi veya kötü yönleri
kaçınmılmaz olrak ortaya çıkar.


İnsan
duygusaldır. İyi şeylere sevenir, kötü şeylere üzülür.
Zorluklar ve monoton yaşam ortamını dağıtıp, stresten kurtulmak için
yetenekleri ölçüsünde çevresiyle
şakalaşıp hayatı güzelleştirmeye çalışır.


Şaka
nedir? Türk Dil Kurumu'nun 1955 baskılı Türkçe
sözlüğünde şaka söyle tanımlanmaktadır :


“Şaka
: Gülüşmeye vesile olsun diye, karşısındakini kırmaksızın
şaşırtmak veya aldatmak üzere söylenmiş söz veya
davranış.”


Evet,
Şaka veya şakalaşmak insasın monoton ve stresli ortamlardan kurtarır,
neşelendirir. Unutmamak gerekir ki gülmek ömrü
uzatır....


Karadeniz
insanı, Türkiye genelinde şakaları ve esprili fıkralarıyla
tanınmaktadır.


Bunun
örneklerini kendi köyümüz insanının yaşamında
görmemiz münkündür.


Pek
çoğumuz hayatın her alanında veya köyümüz
özelinde şaka veya espiri özelliği taşıyan yaşanmış
olaylara şahit olmuşuzdur. Bizler, köyümüzün
geçmiş tarihinde yaşanmış ve bilgi darağacımızda yer alan bu
gibi olayları (kitap) Sitemize aktarmaya çalıştık.





Tükancı
Sülman Dayı





Köyümüzün
renkli insanlarından birisidir bakkal sülman dayı. İyi bir
insandı.


Kendisine
şaka yapanlara kızmaz, sözlü veya davranışla yapılan
şakalara verdiği hazır cevaplarla insanları
güldürürdü...


Yakın
geçmişe kadar köyümüzde tek telefon vardı ve o
da sülman dayı'nın bakkalındaydı. Havaların bozuk veya fırtınalı
olduğu zamanlar sık sık bozulur ve köyle irtibat kurmak mümkün
olmazdı. Günlerden birinde telefon yine bozulmuş ve dışarıyı
aramak veya arayanlara cevap vermek mümkün olmuyordu.


Vatandaşlardan
birisi Sülman Dayı
'ya sorar :



  • Yine
    ne oldu bu telefona ?


  • Yeğenim
    nüzül indi nüzül!



Sülman
Dayı Çortyol'da yürür. Arkadaşlarından birisi
sinsice arkasıdan gelip Sülman Dayı'nın poposuna bir parmak
atar.


Sülman
Dayı kızmaz, bozulmaz fakat kendisine parmak atan arkadaşına cevabı
Yapıştırır :






        • Öğürsiyen
          de beni buluyor












Senin
Yüzünden..!





Bizin
köyden ilk gurbetçilerden biri Mahmutpaşa'da dolaşırken
cüzdanını çaldırmış, kapalıçarşıda farkına varmış.
Uzun bir süre nerede, nasıl oldu diye düşünerek
yürümüş.


Sonra,
bir anda başındaki şapkayı alıp yere çalmış ve üzerinde
tepinmeye başlamış.


senin
yüzünden tanıdılar da beni soydular” diyerek.








Peygamber
! Peygamber !


Rahmetli
Tayrağan Ahmet Dayı son yıllarında bunalıma girer. Bunalımlı
günlerinden birinde Fındıkcak'ta yürürken
“Peygambeeeeer!.... Peygambeeeeer!.....” diye feryat
etmektedir.


Ona
yakın bir yerlerde odun etmekte olan Paşa Dayı bunu duyunca hemen
aklına bir hinlik gelir ve ; “Eeeeeeeeyy! Eeeeey! “ diye
cevap verir.


Bu
sesleri duyan Tayrağan Ahmet Dayı önce şaşırır ve kısa bir süre
duraksamadan sonra cevap verir; “ Eğer Peygamber değilsen
ananı-avradını sinkaf edeyim mi. “





Burası
Her Gün Açıkmı ?


İlk
gurbetçilerden bir büyüğümüz Beyazıt'taki
Halk Lokantası'na gitmiş. Fiyatlar bugünkü açık büfe
gibi, doyasıya ne yersen ye tek fiyat imiş.


Bizim
gurbetçi forsat bu fırsat deyip, patlayıncaya kadar, en az bir
kaç kişilik yedikten sonra çıkarken sormuş ;




    • İşler
      nasıl, İyi mi. Burası hergün açıkmı?


    • Kasadaki
      kişi cevap vermiş


    • Sizin
      gibi birkaç kişi daha olursa yakında kapatırız. :)







Sormayacağım


Rahmetli
İbrahim Akçay bir keçi vurmuş, kahvede herkeze
anlatıyormuş. Hafız Dayı'nın yanına oturmuş, gerilmeye başlamış ;




    • Öyle
      yoruldumki! “ demiş.


    • Hafız
      Dayı ; Hiç boşuna uğraşma keçiyi nasıl vurduğunu
      sormayacağım sana





Kime
Ürüyor ?


Köyden
bir vatandaş Rahmetli Kürdoğlu
Hoca'ya sorar ;




    • Dayı
      sigara orucu bozarmı?


      Hoca
      Dayı soruyla pek ilgilenmez ve arkadaşlarıyla konuşmayı sürdürür.
      Vatandaş sorusunda ısrar edip tekrar tekrar sorunca,


    • Hoca
      Dayı ; Şu köpek kime ürüyor?


      Diye
      vatandaşın sorusunu yanıtlar.







Kahveyi
Nasıl İçerseiniz ?


1960'lı
yılların sonları. Şahin, Osman ve Halil Gürbüz kardeşler
bir akşam, geç saatlerde Nazım Gündüz'ün
Zeytinburnu'ndaki evine ziyarete giderler.


Nazım
Ağabey ;




    • Çocuklar
      hoş geldiniz. Şahinde kahve yap, çocuklar kahveyi nasıl
      içersiniz?




Osman
Gürbüz ;




    • Nazım
      Ağabey biz kahveyi genelde yemekten sonra içeriz.




Nazım
Ağabey ;




    • Yahu
      Şahinde, çocuklar açmış, sofrayı hazırla.




Osman
Gürbüz ;




    • Gülüşerek,
      neşeyle karnımızı doyurduk. Yıllar geçti ve her kahve
      sorulduğunda anlatır, nazım ağabeyi ve şahinde yengeyi hayırla
      anar, yad ederiz.













Hamsi
ne oldu ?


Geçmiş
tarihlede, teveğine su yürümüş ve yeni yetme bir
delikanlı
babasından para
alarak Giresun'a hamsi almaya gitmiş. Daha önce duyduğu saytaş
hikayelerinin etkisiyle hamsi parasını Saytaş'ta Gülsüm'e
harcayıp eve eli boş dönmüş.


Babası
Sormuş Delikanlıya ;




    • Hamsi
      Ne oldu?




Cevap
;




    • Topal
      Gülsüm'de kaldı.










Benim
Yaktım ?


Hacıahmetler'in
evi yandığı zaman herkez yangın yerinde.


Rahmetli
Adil Amca da aralarında. Söndürmeye
çalışıyor. Adil Amca her zaman ki gibi içkili. Hiç
saklamazdı. Kimseye de zararı dokunmazdı.


Aklı
evvel yobazın biri Adil Amca'ya Söylenir :




    • Böyle
      günde de içilirmi?




Adil
Amca Bilgece cevap Verir ;




    • Evi
      Benmi Yaktım Gardaşım..!







Yediğin
Mendek !


Bizim
köyden Aliefendioğlu Adil kendisini kızdıranlara ;



Yediğin mendek, sıçtığın hendek, sen badda bacakta hacet
görürken, ben Ankara'da Bakanlık helalarında yapıyordum o
işi “ derdi.








İmam'ın
Ali Emice'nin dalgınlığı


Yakın
tarihlerden birinde, Ali Emice Çortyol' a gelip bakkaldan
ekmek alır. Kahveye gelir ve elindeki ekmek poşetini buzdolabının
üzerine bırakıp oyuna dalar. Bu arada kahveye gelen başka bir
vatandaş, içinde ayakkabı olan poşetini Ali Emice'nin ekmek
poşetinin yanına bırakır. Aradan ne kadar zaman geçtiği
bilinmez. Ali Emice oyuna bitirmiş ve eve gitmek için harekete
geçmiştir. Dolabın yanına gelir ve iki poşetten birini alıp,
evin yolnu tutar.


Ali
Emice'nin Hanımı, yemek için sofrayı hazırlar ve Ali Emiceyi
çağırır. İyice açıkmış olan Ali Emice, iştahla sofraya
gelir ve sofrada bir çift ayakkabı görünce şaşırır
kalır.


Hanıma
Sorar ;




    • Ayakkabılarımı
      yiyeceğiz ?




Hanım
Cevap Verir ;




    • Eve
      ne getirdiysen onu ye körolasıca herif.










Tanıyabildinmi
?


Rahmetli
Molluğun Mustafa Amca köyümüzün gizli kalmış
yeteneklerindendir. Şiirleri konuşmaları ve hazır cevaplarıyla
hafızlarda yer etmiş ve uzun süre unutulmayacak pek çok
özelliği dillerde dolaşacaktır.


Rahmetli
İsmail Coşkun, Mustafa Amcayla eğlenmek ister;




    • Muıstafa
      Dayı Bana şeytanı gösterebilirmisin.? Nasıl Birşey?


      Mustafa
      Dayı, cebinden aynayı çıkarıp İsmail Coşkun'un yüzüne
      tutar;


    • Bak
      işte Şeytan, tanıyabildinmi?








FONT>











Kaynak
: Akyoma Kitabı










DEVAM
EDECEK......
























Akyoma.com Her Hakkı Saklıdır. Bu site Giresun Akçalı Köyü insanları için ortak bir buluşma alanı oluşturmak için yayındadır.